Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Üniversite Hayatı

Lise 1 iken bir şehitlik turu ile ayak basmış olduğum Çanakkale’ye 4 yıl sonra bu kez Üniversite için gelmiştim. Tarih 2 Eylül 2013. Resmi olarak üniversiteye kayıt olduğum o gün elbetteki hayatımda önemli bir dönüm noktasıydı. İlk zamanlar sanki lisenin devamı gibi geliyordu. Halbuki bu yazıyı yazdığım sırada geride koskoca 4,5 yıl bırakmışım artık mezuniyete hazırlanıyorum. Nasıl geçtiğinden kısaca bahsedeyim. Kayıt olmaya geldiğimiz gün ilk olarak haliyle bir barınma sorunuyla oluyor insan. Yurtlar, apartlar, evler vs. derken o gün sadece gezdiğimizle kaldık barınma sorununu halletmeden dönmüştük. Fakat okulların açılmasına yaklaşık 15 gün olduğundan tekrar gittiğimizde bu işi halledip artık ilk dersime girecektim. Bu arada kayıt günü öğrendiğim birşey var ki bu da hayatımdan 1 yılı hızlıca alıp götürdü. O da zorunlu hazırlık eğitimi. Dil elbetteki mühim bişey fakat ne derece faydalı oldu tartışılır. Özetle 4 yıllık üniversite hayatım daha kayıt gününden 1 yıl uzamış toplam 5 yıla çıkmıştı. Okulların açılmasına 2 3 gün kala Çanaklale’de 5. Yılı olan memleketten tanıdığımız Halil abiler bizi bir gece öğrenci evinde ağırladı. Öğrenci eviyle tanışmam daha ilk günlerde olmuştu aslında. Neyse bize barınma konusunda yardımcı olacaklardı. Üşengeçlikten olsa gerek onlara en yakın ve fiyat olarakta uygun bir yurda beni kayıt ettirdiler. Artık Üniversitedeki ilk yılım o yurtta geçecekti. 50 kişilik samimi bir yurttu aslında. 3 kişilik bir odada kalıyordum. Fakat oraya tüplü televizyon, org dahi götürmüştüm. Her ne kadar samimi arkadaşlıklar kursakta değişiklik arıyor insan. İlk tanıştığım kişi oda arkadaşım Erdem oldu. İstanbullu ve biraz marjinal bir tipti. Birçok konuda fikir ayrılığı yaşasakta bu hiç bir zaman aramızdaki saygıyı ve sevgiyi yitirecek seviyeye gelmedi. Diğer oda arkadaşım da Can idi. O da bateristti. Kısa süre içinde mekanlarda işte buldu. Bende müzisyendim ama açıkçası hazırlık eğitiminin yoğunluğundan pek başka şeye kafa yorulmuyordu. Daha sonra 2. Dönem Can yurttan ayrıldı yerine Türkiye derecesi yapmış fakat sevdiği kıza inanmış bir arkadaş geldi. İsmi Ertuğrul. Sevdiği kıza noldu derseniz hanımefendi İzmir’de okuyordu. Bizimki Çanakkalede. Kötü olan ise kendisi de Çanakkaleliydi. Derece yapmış biri olması daha da enteresan bir durumdu. Yurtta karşı odamızdan Tunç, Onur, Osman, liseli bir kardeşimiz Adil vs. birçok kişiyle güzel arkadaşlıklar kurduk. Quizler, Vizeler, Finaller derken koskoca bir yıl akıp gitti daha anlatamadığım bir sürü güzel anılarla beraber. Artık kendi alanımıza geçme vakti gelmişti. Lise 5 kıvamında geçen ve şehri tanıma süreci olan hazırlık yılı geçti gitti. Asıl üniversite hayatı bundan sonra başlıyordu. Hani klasiktir ya ilk yıl yurtta kal sonra eve çıkarsın lafı. Bu laf yeni bir barınma sorunu haline gelmişti. Yeni döneme kadar bunu çözmemiz şarttı. Okulların açılmasına 10 gün kala falan Çanakkaledeki bir akrabamıza gittik ve başladık ev aramaya hep beraber. Karşıma çıkanları değerlendirdik. Eşyalı mı olsun eşyasız mı konum olarak nerde olsun vs. tüm detayları 1 hafta boyunca değerlendirdik. Tam bir evde karar kılmıştık ki bir haber. Benim memleketten lise arkadaşım ve yan apartman komşumuz Burak. 4 kişi kaldıkları evde bir arkadaşları okulu dondurmuş ve memleketine dönmüş. Hemen beni arıyorlar ve farklı bir senaryo yazılıyor o an. Bir sürü telaş yaşayacakken sadece bavulumu alıp yeni evime gittim. Burakla tanışıyorduk zaten. Diğer ev arkadaşlarımla tanıştım. Biri yine memleketimizden Mustafa. Diğeri de İstanbuldan Numan. Bunların 3 ü aynı yurtta kalmışlar ilk yıl. Benden üst dönemlerdi zaten. Neyse nasıl olur nasıl gider derken inanılmaz anılarla Mustafa ve Numanı mezun bile ettik. Burak noldu derseniz. Onun bölüm epey sıkıntılı. Matematik okuyor. Bitmeyen bölüm yapmışlar diyebilirim. Tabi Numan ve Mustafanın son senesi aramıza evimize biri daha katıldı. O da bitmeyen bölümde okuyor. Kendi ev arkadaşlarıyla sorun yaşadığı için bizle o kadar samimi oldu ki daha sonradan resmi olarakta ev arkadaşımız oldu. O eve girdiğim günden itibaren git gide genişleyen bir ortamım oldu. Sayısız anılarım oldu. Muhteşem arkadaşlıklar kalıcı dostluklar edindim. Numan ve Mustafa Sınıf öğretmenliğindem mezun olduktan sonra yerlerini Mert ve Mete almıştı. Mustafa şu an Van Erciş’te görevini yapmakta. Numan ise derece yaptı ve atama bekliyor. Bu arada Mete de Matematik okuyor. Yani özetle 3 Matematikçi arasında 1 Matematik özürlüsü aynı evde halen yaşamımızı sürdürüyoruz. Bu yıl bitmek bilmeyen bölümü Mert ve Mete bitirecekler inşallah. Bu arada ikisi de İzmitte yaşıyor. Aklımdan gelen anıları tek tek anlatmaya kalkarsam galiba bu yazı olmaktan çıkıp kitaba dönüşecektir. İlk çıktığım evde 3 yıl boyuncu kaldık fakat geçtiğimiz yıl yan dairedeki Mustafa amca ile sorunlar ciddi boyuta gelince çok sevdiğimiz muhitten ve evden ayrılmak zorunda kaldık. Geçen yıl hızlıca başka bir eve taşındık. O evin samimiyeti ve gerçek anlamda sıcaklığı yoktu ama dostluklar arkadaşlıklar aynen kalanlarla devam etti. Bu arada bir üniversitede fakülteler arası düzenlenen turnuvada şampiyonluk kazandık
Eski evde finalde kaybetmiştik. Yeni evin tek uğuru bu oldu diyebilirim. Yeni evin bizim için garip tarafı apartmandaki kimsenin kimseyi umursamazlığı. Komşuluk kavramı sıfır. Yalnız bizim karşı dairedeki kadını anlatmadan geçemiycem. Böyle bişey olamaz. Evli ama nasıl evli. Her gün cinayet işleniyor zannedersinir. O derece kavga gürültü eksik olmuyor. Düşünün ki genelde öğrenciler gürültüden şikayet edilir. Bu kez biz karşı daireyi şikayet ettik. Kavgaların saat olarak zamansız olması da apayrı bir durum. Bir de nasıl evlidir dedim ya bütün ihtiyaçlarını bizden gidermek isteyen bir evli. İhtiyaç derken aman yanlış anlaşılmasın araç gereç olarak. Yine ilginç olan garip şeyler istemesi oldu. Örnek vereyim su bardağı permatik. Fakat bardağı taşıran son damla elektrik istemesi oldu. Nasıl olurda komşudan elektrik istenir. Şaştık kaldık. Nasıl yani dedik. 3 lü priz çekecekmişiz. Kafaya bakın. Biz zaten faturalarla boğuşan gelir gider dengesini tutturamayan makarna menemen yiyen klasik bir öğrenci eviyiz. Nasıl bir kafadır hayret doğrusu. Okul hayatımı kısaca değerlendirecek olursam beni bölümümde en çok 3. Sınıfın ilk dönemi zorladı. Cengiz hocanın bir dersi olan Yeniçağ Avrupa Tarihi dersini asla unutmayacağım. Bölümün tartışmasız en zor dersi. Hocanında sıkıntılı bir hoca olması tabi bunda etken. Kaldığım elbette farklı dersler oldu örneğin ilk yıl daha Tarih Bilimine Giriş dersinden kalmıştım. Daha giriş dersinden kalmışım nasıl devamı gelecek diye o zaman sormadım değil. Yine Cengiz hocanın bir başka dersi Osmanlı Tarihi 2 dersinden kalmıştım. Ancak hepsini son sınıfa gelene kadar temizledim. Kendimi mezuniyete hazır hale getirdim. Hedefim zaman içinde çok daha fazla bağlandığım bölümüme ilgi alanım olan Cumhuriyet Tarihi Alanında Yüksek Lisans yapmak. Bu da akademik kariyer hedefim için önemli bir basamak. Umarım 2 Eylül 2013 te başlayan Çanakkale maceram 2018 Haziranında bitmez. Öğrenci olarak girdiğim dersliklere Öğretim Üyesi olarakta girerim. Şimdilik bu kadar yeter uzun bile oldu.

üniversite