Gizli Koyu Karanlığım

Gizli Koyu Karanlığım

Gizli Koyu Karanlığım sendin. Senden geriye kalanları hiç saymıyorum ile. Onlar zaten zifiri yalnızlık. Bir başına kalmış sahipsiz bir kuşun can çekişmesi gibiydi, sensizken sol yanım..

Ah be güzel yanım, ah be sensizliğim, ah be her yanım.. Kahpe sabahlara uyanırken bile ters değildim sana hiç. Yine de kendimi sende bulmuşcasına özlüyordum be sevdiğim. Kadersizliğime inat edercesine yalnız olmayı ben mi istedim ki?

Kim bu lanet kaderi kendine mesken tutar bilmiyorum artık. Umarsız her satır, kadersiz her yazı, lanet içeren her haykırış sonrası benliğim kendine bir yer edinebilir mi bu hayatta bilmiyorum, hiç bir şey bilmiyorum artık..

Tek bildiğim, seni benden alan, kadersiz bir gidişe sebep olan, bir daha dönmeyişini bana bakarak acı acı söyleyen gizli katranlıklarım, gizli zifirilerim, düz ama yürünmez sıcak yollarım, ah be kollarım, ah be yıllarım, ah be yorgun yıllarım, gidişine baka baka yorulan o zavallı gözlerim.. Siz biliyorsunuz durumu, lafım işlemez bu bu zalim gidişe artık..

Elden de bir şey gelmez artık.. Ah be yalnızlığım, dile gel de konuş artık, yada sus bir ömür ben dinlerim seni, ben konuşurum seninle..kısık sesimle, kıstırılmış gür  sesimle hem  de, avaz avaz suskunluk olurum, susarken ağlarım, ağlarken acı acı gülerim..gidişine baka baka yorulduğuma hem de.. ona..!

gizli karanlığım

Gizli Koyu Karanlığım

Bir şiiri kıskandıran gözlerinle demiştin bana, ” Bu son gidişim ” diye..

Bak son oldu evet, sonun oldum, sonum oldun, son defa gittin, gittin ve dönmeyeceksin bir daha asla..

Gizli Koyu Karanlığım olmaya ne gerek vardı ki be sol yanım.. Giderdin ama ben seni gene özlerdim, seni gene isterdim, seni gene beklerdim…

Şimdi yoksun işte, özleme dedin, bekleme dedin, gelmem dedin, gelemem dedin, gelme dedin.. İstediğin her şey var, gizli karanlığım oldun, gizli kar anlarım oldun, yoksunluğum oldun, yoksulluğum oldun..

Uzak oldun iklimlerime şimdi.. Bir sonbahar gibi de değilsin ki hazan yapraklarını süpüreyim içimden.. Gitse yüreğimden kar karası kömür gözlerin..

Ne çare ki ben.. sen.. biz.. ah o yalancı biz, ah hele ki o yalancı sen, ah be kepaze ettiğin yüreğim, parça pinçik ettiğin kaderimi neye versem şimdi, neye yarar ki be sol yanım..

Gizli Koyu Karanlığım.. Zifirsin artık içinde, zifirisin, koyu katranlığım.. Simsiyahım..!

Yazan : SubaT

28.11.2018

koyu karanlığım

Bir önceki yazımda « makalem ilgini çekebilir. Okumak istermisin ?
5 yorum
81 okuma
28 Kasım, 2018
aLone
aLone

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin.


Yorumlar



Yorumlar (5 Yorum)

  • http://Www.Sohbetinadi.NeT gizli koyu karanlık olmayan bir dünya için el ele verelim. Hoş geldiniz aramıza.

  • Zifiri karanlık insanın karşılıksiz yaşadığı aşk gibidir. Karanlıktir ama sabaha kaç saat kalmıştır ki ! Aşk in tek başına yasanmasidir sabahlar. Senin ışığın sana yeter. Yansıtmasada olur. Aşk karanlığı sever çünkü gece ruhların özgürlük saatleridir. Ruh özgür kalp aşık dolanır gecenin zifiri karanlığında carpa carpa sağa sola aşkın sarhoşluğu ile ,sabah olursa ruh yine esaret olacaktir. Emeğine sağlık SubaT.

  • emeğine yüreğine sağlık abi döktürmüşsün yine maşallah insanın gizlediği karanlık içinde hapsedip bazen karşısındakıne ifade edemediği karanlık dünyasına hapssettiği kelimelerdir ve bu kelimeler zaman geldikçe hapsettikçe içind e bir dunya oluşur ama o dunyadan kurtulmanın tek gerçeği şudur hayata dair bir amacın olcak seviyorsan direk soyleceksın hayal dunyanda yaşamayacaksın bir iş yaparken ben bunu yaparım yapabilirim ve sonunda güzel birşey çıkaracaksın ortaya bir arkadaşını güzel bişey yaptı dıye kıskanmıyacaksın onunla gururlanıp övuneceksın ve kısacası gizleyip karanlık dünyasını insan kendisi yaratır kendisi yok eder abi Eline Emeğine Sağlık çok güzel bir anlatım olmuş iyiki varsın Cansın

  • Ah o zifiri karanlılar varya.. emeğine sağlık abi.

  • Yoksa küs müsün bana?
    Dilime ikâmet edenim.
    Dargınsak eğer,
    Üç günü geçeli aylar oluyor haberin olsun.
    Ve bu ara yanık kokulu rüzgarlar çarpıyor yüzüme.
    Beni soluğumdan tutuyor üşümelerim.
    Boğazıma yapışmış sıtmalı kelimeler. En yakın sağda park’a çektiler kendilerini.
    Söz dinlemez oldu sözler.
    Adına sır diyorlar sevmelerin.
    Gürültülü harflerin sükûta izdivaç ediyorlar.
    Mahrem duygularını telveye terk ediyorlar hani.
    Yorulmadın mı dilimden sessiz çığlığım?
    Senin yerin dağınıklığım,
    Toparla kendimi…

Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?