VURGUN

Vurgun

Aşk’a Vurgun

Aşk’la tanışmayanımız yok muş.
Sevda’nın kahrını, çok sevmişliğin acısını, Aşk’ın ıstırabını vuslatın özlemini
şu kocaman dünya da bilmeyenimiz yoktur. Bitmek bilmeyen geceler, yıllar geçse de kanayan-kapanmayan yaralar. Gidenin  ardından ahhh çekip ukde’ sini içinde yalnız yaşayan insanoğlu şu kısacak hayatına matem dolu günlerini nasıl da sığdırdı. AHDE-VEFA edip arkasına bile bakmadan giden sevgiliden VURGUN‘ a
uğradı seven yürek.

Sevmek bir yaşam çeşnisiydi. Her yeni bir güne gülümseyerek uyandık, hayaller kurduk güzel günlere, ne kadar çok fedakârlıklar yaptık sevgi adına O mutlu olsun diye diye. İçin için umutlar besledik, kendimiz den çok O’nu bildik. Pek de bir şey istemedik sevilenden boynuna sarılıp kokusunu içine çekmek, sesini duyunca mutlu olmak, gülüşünü görünce işte yaşam bu demek yeterdi bize. Küçük küçük mutluluk tohumları ektik Gönül’e yeşersin, büyüsün bizi sonsuz Aşk’a ulaştırsın diye… Büyüyemedi tohumlar yeşeremedi bile yağmur mu yağmıyordu yoksa güneş mi küsmüştü bize, yanlış Gönül’e mi ekmiştik tohumları, ekim zamanı mı değildi yoksa. Güzel hayallerle, yanlış insanı mı sevmiştik, yine mi adam sanmış lığımızla sınanmıştık. Hata mı yapmıştık sevmekle, yasak mıydı hayaller kurmak sevene, sevilen kalpte  VURGUN’a uğradı tohumlar. Oysaki böyle mi öğretmişlerdi Sevda’yı bize, geçmişte mi yaşanmıştı gerçek Aşk’lar, masallar da mı okumuştuk mutlu sonları. Yoksa sevmemiş miydi Kerem Aslı‘yı yanmamış mıydı gönül ateşinde.

Tövbe mi ettik Sevda’ya, Aşk’a mı küstük Vurgun’a uğradık diye. Bir daha mutlu olamayacağımızı
yeniden sevemeyeceğimizi mi düşündük. Yeniden doğuyorsa batan güneş, yeniden yeşeriyorsa solan çiçekler
fırtına ardına yağmur, yağmurun ardından gökkuşağı görüyorsa gözlerin bir daha sevebilirsin o zaman.

Selam olsun SEVDA’sın da VURGUN‘ u yaşayan yeniden Aşk‘ a inanan Kalplere.

Vurgun

Vurgun