Van Da Deprem

23 Ekim 2011

Van Da Deprem Oldu Baya Kişi Hayatını Kaybetti Allahdan Rahmet Diliyoruz

kayseri skandalinda belge

22 Ocak 2011

Ergenekon örgütüne para transferi yapacagi iddiasıyla tutuklanan Avukat Yusuf Erikelin evi ve bürosunda iddiaar üzerine yapılan aramalar üzerine ele geçen belgeler arasında görenleri şaşkına çeviren belgeler çikti.Bulunan bir belgede Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki tarafından kendisi tarafından verildiği şiddetle reddedilen 10 milyon TL’lik senedin tahsil edildiğine dair bir belge bulundu
Ele geçen belge Avukatı Yusuf Erikel’i ibra eden bir belgeydi.

borc tahsili ve teşekkür belgesi
Belge Avukat Yusuf Erikel’in 04.07.2007 tarihinde yapılan protokol gereği Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığından müvekkil Hacı Ali Hamurcu’nun 10.000.000 milyon TL’lik alacağının tahsil edildiği ve avukatlık ücretinin ödendiğini içeriyordu. Yukardıda fotokopisi görülen belgede;

ibraname
04.07.2007 tarihli vekaletname ile vekil kılmış olduğum avukat Yusuf Erikel’den 04.07.2007 tarihli vekalet sözleşmesi ve Görüşme Tutanağı ile tarafımca verilmiş kambyo evrakı (14.07.2006 tanzim ve 31.05.2007 vade tarihli senet) ile alakalı olarak;

İş bu senet ile alakalı olarak tüm haklarımı ve alacağımın tamamını Avukatımdan aldım. Avukatımdan hiçbir hak ve alacağım kalmamıştır.

Bu ibra sözleşmesi tamamıyla rızam dahilinde tarafımca tanzim edilmiş ve imza altına alınmıştır.

Yaptığı çalışmalar sebebiyle Avukatım Yusuf Erikel’e teşekkür etmeyi bir borç bilirken, İş bu ibra belgesi ile avukatım Yusuf Erikel’i ibra ederim

İbra eden Müvekkil
Hacı Ali Hamurcu imzası

SENEDİ CEZAEVİNDE TESLİM ETTİ
Yusuf Erikel’in evinde ve bürosunda ele geçen belgelere göre Hacı Ali Hamurcu ile 04.07.2007 tarihinde cezaevinde görüşen Erikel 10 milyon TL’lik senedi burada bir protokol karşılığı teslim aldı. Bu teslim esnasında da yanda fotoğrafı görülen “Müvekkil görüşme tutanağı” yapıldı.

Bu tutanağa göre;
04.07.2007 tarihinde Kazan Adliyesindeki Duruşmam münasebetiyle Ankara’da olduğum sırada tarafıma vekalet veren Müvekkil Hacı Ali Hamurcu ile yaptığım görüşme sonrasında.

Müvekkil Hacı Ali Hamurcu eline 10.000.000. YTL (On milyon YTL) tutarında bir senet olduğunu, senedin kendisine Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ve Genel Sekreter Mustafa Yalçın tarafından verildiğini ve Borçlu kuruman Kayseri Belediye Başkanı ve İsmi zikredilen şahıslar olduğu beyan edildi.
Tarafımca Senet incelendi. Senet 14.07.2006 keşide tahiri ve 30.05.2007 Vade tarihli ismi geçen borçluların imzasına havi ve Belediyenin Kaşesi vurulmuş ve imza/paraflanmış olduğu görüldü.

Müvekkile tarafımdan soruldu. Bu senedin ve borcun sebebi nedir diy. Müvekkil verdiği cevapta bu senedin bedeli tarafımca çeşitli kereler ve sebeplerle Büyükşehir Belediye Başkanı ve Genel sekretere elden verdiğim paralara karşılık olarak verilmiş borca karşılık alınmış senettir. Bu senedin ödenmemesi sebebiyle bende borçlarımı ödeyemediğim için sıkıntı içindeyim Bu sebeple bu senedin hukuki takibi noktasında ne gerekiyorsa onun yapılmasını istiyorum dedi.
Ben de bu talebi ve vekaleti kabul ederek bu hususta müvekkil Hacı Ali Hamurcu ile aşağıdaki Vekalet sözleşmesini yaptım

VEKALET ÜCRETİ SÖZLEŞMESİDİR
Alacaklısı Hacı Ali HAMURCU olan 14.07.2007 Tanzim ve 20.05.2007 Vade tarihli 10.000.000 TL (On Trilyon TL) veya yeni değerle On Milyon YTL) bedelli kambiyo senedinin icra takibi ve sair hukuki işlemler yapılmak üzere tarafıma tevdii üzerine iş bu vekalet sözleşmesi yapılmıştır.

Buna göre;
Bu icra işlemlerinde Avukata teslim edilen yukarıda miktarı yazılı senet bedelinin %25 artı KDV kadar miktarının vekalet ücreti olarak müvekkilden alınmasına,
Ve yine karşı tarafça avukata yapılacak kısmi ödemelerden öncelikle Avukatlık ücretinin mahsup edilmesi noktasında müvekkilin öncelikle muvafakatinin olduğu noktasında mutabık kalınmıştır.

(Müvekkilden alınacak ücreti vekalet, avukata verilen senet miktarı olan 10 milyon YTL’nin yüzde 25 artı KDV’sidir.

Sulh ve ibra durumunda avukat aynı vekalet ücretini hak edecektir.
İş bu sözleşme vekil Av. Yusuf ERİKEL İLE Müvekkil Hacı Ali Hamurcu arasında karşılıkla olarak rızalarıyla tanzim edilmiş ve imza altına alınmıştır. 04.07.2007
İmzalar Müvekkil Hacı Ali Hamurcu ve Vekil Av. Yusuf Erikel

HACI ALİ HAMURCU KİMDİR?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bütçe görüşmeleri sırasında gündeme getirdiği Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddialarının kilit ismi Hacı Ali Hamurcu, elindeki senetle Kayseri Belediyesini sıkıntıya sokan isim.Halen Ergenekon davasından tutuklu olan Hamurcu duruşmaya çıkmayı bekliyor.
Haziran 2007: Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Gesi Belediyesi’nde geçici işçi olarak bir süre çalıştıktan sonra kendi bünyelerinde bilgi işlemci olarak çalışmaya başlayan Hacı Ali Hamurcu’nun bazı kişileri “taksi durağı vereceğim” diye dolandırdığını öne sürerek, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bu süreçte Hamurcu, Kayseri Emniyet Müdürlüğü’nde çalışan bir polis aracılığıyla Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan Yakup Erikel’le tanıştı. Yakup Erikel’in Ankara’daki ofisinde bulunduğu sırada oraya gelen kardeşi avukat Yusuf Erikel’le de bir araya gelen Hamurcu, “Elimde 10 milyon liralık senet var. Tahsili için yardım et” dedi. Erikel çalışmalara başlarken Hamurcu Tekirdağ’da yakalandı.

Temmuz 2007’de Hamurcu, “resmi evrakta sahtecilik” suçlamasıyla tutuklanarak Kayseri Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Resmi evrakta sahtecilik iddiasıyla yargılanan Hamurcu ve avukatı Erikel’in ofis ve evlerinde iddiaya konu olan senedin aslının bulunamadığı belirtildi. Erikel 6 yıl hapse mahkum oldu. Aradan 2,5 yıl geçti. Kayseri Pınarbaşı Açık Cezaevi’ne alınan Hacı Ali Hamurcu, izinli olduğu sırada İstanbul’dan Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nü telefonla arayarak avukat Yusuf Erikel’den tehdit aldığını belirtti. Hamurcu, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ile de irtibata geçmek istediğini “gerekirse gizli tanık olacağını” bildirdi. 28 Ocak 2010’da Hamurcu, Zekeriya Öz’e bir mektup yazdı. “10 trilyonluk senetten elde edilecek paranın halen sürmekte olan davanın (Ergenekon) etrafında birleşeceği bilgisine ulaşmış bulunmaktayım” dedi.

Hamurcu, 29 Ocak 2010’da savcılığa ifade verdikten sonra, Savcı Öz’e bir mektap daha yazarak “Ben garip bir işçiydim. Şeytana uydum. Her türlü gizli tanıklık yapmaya hazırım” bilgisini iletti. dedi. 9 Şubat 2010’da Savcı Öz, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazı yazarak konun araştırılmasını istedi. 10 Mart 2010: Hamurcu cezaevinden izinli olarak çıktı ve İstanbul’a geldi. 16 Mart 2010’da, İstanbul Emniyeti’ni arayarak, kendi hakkında sahte bir suikast ihbarı vererek yakalattı, sorgusundan sonra tutuklandı. Kasım 2010: Savcı Öz, avukat Erikel’in de aralarında bulunduğu 8 sanık hakkında “10 milyon liralık senedi tahsil ederek Ergenekon terör örgütüne finans sağlayacakları” gerekçesiyle iddianame hazırladı. İddianame, 25 Kasım 2010’da kabul edildi. İlk duruşma ise 18 Mart 2011’de görülecek.

dini özgürlüklerin engellenmesi herkezi üzer

22 Ocak 2011

diyanet işlerine yeni bir dinamizm getirmeyi hedefleyen Görmez insan hakları adalet ve İslam’ın öngördüğü kriterleri esas alarak, akıl çerçevesinde hizmet sunmaya çalıştıklarını anlatti inanç özgürlüğünün hak ihlalleri içerisinde en önemli konulardan biri olduğunu belirten Diyanet İşleri Başkanı, hangi inanç grubu olursa olsun dinî özgürlüğün engellenmesine yönelik girişimlerin kendilerini üzeceğini söyledi. Görmez, İslam’ın şiddet ve korkuyla özdeşleştirilmek istendiğine de dile getirdi

Diyanetin dış ilişkiler başkan yardımcısı olarak 7 yıl görev yapan Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeni bir dinamizm getirmeyi amaçlıyor. Sosyal faaliyetler ve uluslararası ilişkilerde kazandığı tecrübe ile Diyanet’e yeni vizyon kazandırması bekleniyor.

Diyanet’in Avrupa’dan Endonezya’ya kadar yaklaşık 80 ülkeyle yakın teması var. Prof. Dr. Görmez, sadece Türkiye’deki değil tüm dünya Müslümanlarını da düşünmek zorunda olduklarını ifade ediyor. Görmez, Ortodoks cemaati mensupları ile görüşmesinde sorunların dile getirildiğini ve dinî özgürlüklerinin engellenmesine en çok kendisinin üzüleceğini söylediğini belirtiyor. İslam’ı ‘korku’ ve ‘şiddet’ ile özdeşleştirmek isteyenlere ise dikkat çekiyor. Mısır’da Kıptileri hedef alan 21 kişinin hayatını kaybettiği terör eylemini de bu kapsamda değerlendiriyor: “Hiç kimsenin İslam’ın yüksek şerefine halel getirmeyi amaçlayan stratejiler eşliğinde, huzur ve güven ortamını temelden sarsmaya, asırlardır sürdürülen barış içinde bir arada yaşama tecrübesine gölge düşürmeye hak ve salahiyeti olamiycaktir.

Bütün ilahi dinlere ve ortak inançlara göre bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek gibi ağır bir günah sayıldığını belirten Görmez, “Kültürel ya da etnik tabiiyetleri ne olursa olsun masum insanları hedef alan saldırılar hangi sözde kutsal değerler adına olursa olsun, hangi amaçla işlenirse işlensin, dine ve insanlığın bu coğrafyada birlikte geliştirmeye çalıştığı ortak değerlere en açık ihanettir.” diye konuşuyor. En zor şartlarda dahi mabetlerin, din adamlarının, kadın, yaşlı ve çocukların korunması, Yüce Peygamber’in Müslümanlara bıraktığı emanet olduğunu ifade ediyor.

Din hizmeti sadece mihrap, kürsü değil

Prof. Dr. Mehmet Görmez 100 bini bulan personeline büyük hedefler koyuyor ve buna göre bir eğitim modeli geliştireceklerinin sinyalini veriyor: “Din hizmeti görevini sadece mihrap, minber ve kürsüyle sınırlandırmak bir yanılsamadır. Çünkü din kişinin varlığını anlamlandıran ve ona hayata ve ölüme dair nihai anlam haritası sunan en doğru, en yetkin kılavuzdur.” Teşkilatı yenileyerek merkezi vaaza son vermesi beklenen başkan, daha kapsamlı değerlendirmeler için biraz süre istiyor